Et yemek hayvanlarla cinsel ilişkiyi destekler mi?

Peta başkan yardımcısı Bruce Friedrich’den et endüstrisinin sapkınlığına dair kafa açıcı bir yazı. Friedrich yazısında et endüstrisinin ‘küçük kirli sırrını’ deşifre ediyor ve et endüstrisi tarafından suistimal edilen, işkence gören, acı çeken hayvanların aynı zamanda tecavüz ve tacize de uğrayan canlılar olduklarını gözler önüne seriyor. Eğer et yemeyi lezzetli, keyifli ya da dayanılmaz derecede güzel buluyorsanız hayvanlara tecavüz etmeyi de seviyorsunuz demektir. Friedrich’in dediği gibi ‘et yiyorsanız, buna ortaksınız’.

Bruce Friedrich,
The Huffington Post, 24 Ekim 2010

Cuma günü The New York Times gazetesi tavuk kesimi hakkında birinci sayfadan bir makale yayımladı. Yazıdaki en önemli söz, tavuk kesimi hakkında ‘insanlar fazla bir şey bilmek istemiyor’ diyen RSPCA çiftlik hayvanı araştırmacısı Marc Cooper’a aitti.

Tabi ki kesim, insanların üzerinde çok fazla düşünmek istedikleri bir şey değil. Birinin mezbahaların korkunç yerler olduğunu bilmesi için aslında sadece adına bakması yeterli. Ve tek başına ‘fabrika çiftliği’ terimi bile kirli, pis barakalara zalimce doldurulan hayvanların (gerçek) görüntülerini anımsatmaya yetiyor. Fakat fabrika çiftliği hayvanları ‘mezbaha’ ya da ‘fabrika çiftliği’ isimlerini duyduğumuzda düşünebileceğimiz en korkunç şeylerden bile çok daha korkunç muamelelere maruz kalıyorlar.

Birkaç yıl önce Peta, Smithfield Gıda’da çalışan işçilerin hamile domuzların vajina ve anüslerine demir çubuklar soktuğunu belgeledi, işçiler yaptıklarıyla övünüyor, kahkahalar atıyorlardı. Suçlulardan biri geçmişte de benzer bir taciz suçu işlediğinden (hiç şaşırmadım) altı ay hapis cezasına çarptırıldı.

O zamandan bu yana, Peta da dahil pek çok hayvan hakları organizasyonu dünyanın en büyük et, yumurta ve süt şirketlerinde düzinelerce gizli araştırmalar yaptı. Tyson ve Pilgrim’s Pride’ın da dahil olduğu bu şirketler, toplamda her yıl 4 milyardan (evet milyar) fazla hayvanı öldürüyor. Bu hayvanlar kötü muameleye maruz kalsalar da, ağır zulüm suçu cezaları tavuklara, domuzlara ve sığırlara zulmedenlerden çok kedi ve köpeklere zulmedenlere uygulanıyor.

Daha şaşırtıcı olanı ise ülkemizin fabrika çiftliklerinde ve mezbahalarında bir miktar hayvanlarla cinsel ilişkiye (Webster sözlüğünde bir insanla bir hayvan arasındaki cinsel eylem olarak tanımlanıyor) rastlamamız oldu. Bir tarafta iğrenç, hastalıklı ve savunulması (hatta anlaması) imkansız bir cinsel ilişki türü varken (Smithfield işçilerinin domuzların anüs ve vajinalarına demir çubuklar sokması gibi), diğer tarafta ise ülkeye et tedarik eden firmalarında standart endüstri uygulaması olarak hayvanlarla girilen rutin cinsel ilişki vardı.

Smithfield örneğine ek olarak, ilk kategoride şu örneklere rastladık:

• Smithfield’da şahit olduğumuz kötü muamelenin aynısı Hormel Gıda’da da vardı: Bir müdür, domuzların vajina ve anüslerine demir sopa ve değnek sokuyor, başka bir çalışan da Peta’nın gizli araştırmacısına bir domuzu dövmesini söylerken onu ‘küçük şehvetli bir kız’la kıyaslıyordu. Çalışan ayrıca cinsel organını domuzlara göstermesi için müdürü teşvik ediyordu.

• Dünyanın önde gelen bir kümes hayvanı üretim şirketinde, bir işçi dişi bir hindiyi sıkıştırmış, ona tecavüz ediyor gibi yapıyordu. Daha sonra polise aynı şeyi düzinelerce başka hindiye de yaptığını söyledi.

• Arkansas’taki Butterball mezbahasında bir işçi parmağını sürekli bir hindinin vajinasına sokuyor, başka bir işçi de bacakları ve kafası metal kelepçelerle bağlanmış olan bir kuşa tecavüz taklidi yapıyordu.

İkinci kategoride ise şunlara rastladık:

• Hindiler doğal olmayan yollarla o kadar büyük hale getirilmişlerdi ki, doğal yollarla çiftleşemiyorlardı. İşçiler erkek hindilerin spermini almak için onları tutup mastürbasyon yapıyor, daha sonra döllemek için dişi hindileri tutuyor, bir tüp ya da şırınga ile spermi vajinalarından içeri boşaltıyorlardı. Buradan bir gün boyunca hindilere tecavüz etme işinde çalışan birinin hikayesini okuyabilir, buradan da ‘Kirli İşler’ programında yer alan sperm toplama ve yapay dölleme uygulamalarına ait videoları izleyebilirsiniz. Açıkça görülüyor ki, sadece kar ile ilgilenen modern çiftliklerdeki sürecin, burada anlatılan ‘Ufak tefek İşler’den daha iğrenç ve daha hızlı olacağı aşikardır.

• Erkek domuzlar, işçiler spermlerini almak için cinsel organlarını okşayıp onlara mastürbasyon yaparken kafeslere kapatılıyorlardı. Buna inanmanız için görmeniz gerekir:

• İşçiler daha sonra erkek domuzları dişilerin önünden geçiriyor ve dişilerin cinsel organlarına arzuyla bakarak ve okşayarak hangi domuzun sperm tüpüne ‘hazır’ olduğunu kontrol ediyorlardı. Yeterli ön sevişmeden sonra (evet ön sevişme-videoyu izleyin) dişileri dölleme işine koyuluyorlardı.

Dr. Temple Grandin’in Animals in Translation kitabında hikayesini anlattığı, domuzlarına mastürbasyon yapan bir domuz çiftçisi mastürbasyon hakkında konuşurken şöyle diyor; ‘Kıçına parmağımı sokuyorum ve bu gerçekten hoşuna gidiyor.’

Amerikalılar her yıl 10 milyar kara hayvanının cesedini yiyor –ne abartı ne de duygusallık, bu bir gerçek. Bu hayvanların her biri aynı bizim gibi et, kan ve kemikten oluşuyor. Her birinin aynı bizim gibi gözleri, kulakları, burun deliği, bir ağzı ve dudakları var ve yine aynı bizim gibi beş fizyolojik duyuya sahipler. Dr. Grandin’in belirttiği gibi ‘insanlar gibi aynı çekirdek duygulara sahipler’. Ve tabi ki bu hayvanların her biri hayata bir anne ve bir babayla başlıyor, aynı bizim gibi.

Buradaki sorun, bu anne ve babaların hiçbirinin doğal yollarla çiftleşmemeleridir. İnsanlar araya girip erkek domuzlara mastürbasyon yapıyor, kollarını hayvanların rektumlarına sokuyor ve bütün süreci sürrealist bir korku romanına çevirerek onu bozuyorlar.

Webster sözlüğü hayvanlarla cinsel ilişkiyi ‘bir insan ve bir hayvan arasındaki cinsel eylem’ olarak tanımlıyor ve Amerika’da tüketilen bütün etler de tam olarak bu ilişkiden geliyor. Kişisel eğlencesi için bir ahırda hayvanlarla ilişkiye giren bazı çiftçiler için bu yasadışı, sapkın ilan edilip hapis cezasına neden olurken, aynı çiftçi bunu ‘standart tarım uygulamalarının’ bir parçası olarak insanların tabağına konulan hayvan cesetlerine yaptığında nasıl tamamen yasal kabul edilebiliyor? İşte bu henüz farkına varılamayan bir çelişkidir.

Konu başlığındaki soruya dönersek, cevabı açıkça evettir: Eğer et yiyorsak, insanlara hayvanlarla seks yapması için para veriyoruz demektir. Kendimiz yapsak veya başka birine yapması için para da versek, bu bizim adımıza yapılmıştır ve sorumlusu da biziz. Et yemeyi tercih eden biri her defasında hayvanlara tecavüz eden insanlara şöyle der: ‘Evet, tekrar yap. Evet, tekrar yap. İzin veriyorum.’

Fakat bunu söylemek zorunda da değiliz. Vejeteryanların temel gıdaları olan bol miktarda fasulye, tahıl, meyve ve sebzenin yanı sıra, bir insanın hayvanların rektum ya da vajinasına kolunu sokmasını gerektirmeyen soya, pirinç, badem ve başka çeşit sütler, ve yine bir domuza mastürbasyon yapılarak üretilmemiş mangal etleri ve her çeşit ucuz, lezzetli ve yapılması kolay, tecavüze uğramamış etsiz ‘tavuk’ ve ‘hindi’ etleri artık pek çok dükkanda satılıyor.

Eminim et endüstrisi (ve bazı et severler) insanların et yemeyi bırakması için bütün bunları abarttığımı söyleyecektir. Aslında yaptığım sadece gerçeğe işaret etmek. RSPCA’dan Cooper’ın belirttiği gibi insanlar hayvanların nasıl yetiştirilip öldürüldüğünü düşünmek istemiyor. Fakat insanların da hayvanlarla seks yapmayı düşündüklerini sanmıyorum, ama eğer et yiyorsanız, buna ortak oluyorsunuz demektir.

Çeviren: Yasemin Yıldız Avdan

Reklamlar